Perdenin Ardı ;1960'lardan 2020'lere Türk Sinamasında Kaçış ve Çöküş

Açıklama

Bu çalışma, uzun bir kaçış sürecinin ve nihayetinde gelen kaçınılmaz çöküşün anatomisidir. Althusser'in ideolojik aygıtlarından Žižek'in sinizm tezine, Deleuze'ün minör estetiğinden Foucault'nun iktidar analizlerine, Boym'un nostalji okumalarından Fisher'ın kapitalist gerçekçiliğine ve Han'ın yorgunluk toplumuna uzanan geniş bir teorik hat üzerinden sinemanın izini sürerek bir Türkiye panoraması çıkarmayı hedefler. Yeşilçam'ın masalsı illüzyonundan 12 Eylül sonrasının içe kapanışına, 90'ların taşra melankolisinden 2010 sonrası absürt cinnete ve günümüz gençliğinin yaşadığı geleceksizlik krizine uzanan bu hat; sadece filmlerin değil, bir toplumun altmış yıllık travmasının, iktidarla dansının, çöküşünün ve kaçışlarının perdedeki tezahürüdür. Türk sinemasını salt tarihsel bir malumat yığını olmaktan çıkarıp rıza imalatının, karşı-hegemonya denemelerinin, entelektüel tasfiyenin ve nihayetinde bireyin eylemsizliğe, tükenişe ve nihilist boşluğa sürüklenişinin bir çıktısı olarak okur.
%30
460,00TL
322,00TL
Kazancınız : 138,00TL

Kitap Ayrıntıları

Stok Kodu
:
9786258505962
Boyut
:
135-210-
Sayfa Sayısı
:
280
Baskı
:
1
Basım Tarihi
:
2026-10
Kapak Türü
:
Karton
Kağıt Türü
:
Kitap Kağıdı
Dili
:
Türkçe
9786258505962
3857099
Perdenin Ardı ;1960'lardan 2020'lere  Türk Sinamasında Kaçış ve Çöküş
Perdenin Ardı ;1960'lardan 2020'lere Türk Sinamasında Kaçış ve Çöküş
322
Bu çalışma, uzun bir kaçış sürecinin ve nihayetinde gelen kaçınılmaz çöküşün anatomisidir. Althusser'in ideolojik aygıtlarından Žižek'in sinizm tezine, Deleuze'ün minör estetiğinden Foucault'nun iktidar analizlerine, Boym'un nostalji okumalarından Fisher'ın kapitalist gerçekçiliğine ve Han'ın yorgunluk toplumuna uzanan geniş bir teorik hat üzerinden sinemanın izini sürerek bir Türkiye panoraması çıkarmayı hedefler. Yeşilçam'ın masalsı illüzyonundan 12 Eylül sonrasının içe kapanışına, 90'ların taşra melankolisinden 2010 sonrası absürt cinnete ve günümüz gençliğinin yaşadığı geleceksizlik krizine uzanan bu hat; sadece filmlerin değil, bir toplumun altmış yıllık travmasının, iktidarla dansının, çöküşünün ve kaçışlarının perdedeki tezahürüdür. Türk sinemasını salt tarihsel bir malumat yığını olmaktan çıkarıp rıza imalatının, karşı-hegemonya denemelerinin, entelektüel tasfiyenin ve nihayetinde bireyin eylemsizliğe, tükenişe ve nihilist boşluğa sürüklenişinin bir çıktısı olarak okur.
Kapat