Allah'ın Tekillere (Cüz'iyyât) Dair Bilgisi Sorunu
Açıklama
İslam filozofları ile İslam kelamcılarının en köklü tartışma noktalarından birisi, Allah'ın sıfatları özellikle de Oʼnun ilim sıfatı olmuştur. İslam düşüncesinin ekolleşme döneminin başlarında ilim sıfatı da esas alınarak Allah ile sıfatları arasındaki ilişki tartışılırken (sıfatlar zatının aynı mıdır gayrı mıdır) meşşâî ve yeni-platoncu İslam filozoflarından İbn Sînâ, ilk defa Tanrı'nın ilim sıfatıyla ilgili farklı bir bakış açısı geliştirmiştir. Tekil varlıkları insan, belirli bir zaman ve mekâna bağlı olarak duyusal bir bilgiyle cismânî olarak bilmektedir. İnsan böyleyken Allah, sadece duyu algılarından değil zaman, mekân ve maddeden de münezzehtir. Sadece duyularla bilinebilen maddî, zaman ve mekâna bağlı tekiller, bu durumda Allah tarafından nasıl bilinecektir, sorusuna cevap arayan İbn Sînâ Allah'ın, tekilleri, bizim bildiğimiz gibi değil de tümel olarak bildiği tezini ileri sürmektedir. İbn Sînâ'nın bu tezi, İslam coğrafyasında saygın bir konumda olan ve görüşleri ile etki değeri son derece fazla olan dönemin dini ilimlerinde otorite kabul edilen Gazzâlî tarafından çok sistemli bir şekilde Mekâsidü'l- felâsife, el Munkizü mine'd-dalâl ve Tehâfütü'l-felâsife adlı eserlerinde eleştirilmiştir. Gazzalî açısından, bir tekili tümel olarak bilmek demek, anlamsız bir cümledir ve bu, Allah, tekilleri bilmez, anlamından başka bir manaya gelmez. Gazzâlî'nin iddiasına göre filozoflar, âlemin kadîm olduğunu, Allah'ın tekilleri bilmediğini ve haşr-i cismânîyi inkâr ettiklerini ileri sürmektedir ki onlar, bu üç görüşleriyle küfre düşmüşlerdir. Bu çalışmamızda biz, birinci el kaynaklara inerek Allah'ın tekillere dair bilgisi sorunuyla ilgili her iki tarafın görüş ve düşüncelerini nesnel bir şekilde ortaya koymaya çalışacağız.
9786258910483
3857088
https://www.benlikitap.com/urun/allahin-tekillere-cuziyyat-dair-bilgisi-sorunu
Allah'ın Tekillere (Cüz'iyyât) Dair Bilgisi Sorunu
160
İslam filozofları ile İslam kelamcılarının en köklü tartışma noktalarından birisi, Allah'ın sıfatları özellikle de Oʼnun ilim sıfatı olmuştur. İslam düşüncesinin ekolleşme döneminin başlarında ilim sıfatı da esas alınarak Allah ile sıfatları arasındaki ilişki tartışılırken (sıfatlar zatının aynı mıdır gayrı mıdır) meşşâî ve yeni-platoncu İslam filozoflarından İbn Sînâ, ilk defa Tanrı'nın ilim sıfatıyla ilgili farklı bir bakış açısı geliştirmiştir. Tekil varlıkları insan, belirli bir zaman ve mekâna bağlı olarak duyusal bir bilgiyle cismânî olarak bilmektedir. İnsan böyleyken Allah, sadece duyu algılarından değil zaman, mekân ve maddeden de münezzehtir. Sadece duyularla bilinebilen maddî, zaman ve mekâna bağlı tekiller, bu durumda Allah tarafından nasıl bilinecektir, sorusuna cevap arayan İbn Sînâ Allah'ın, tekilleri, bizim bildiğimiz gibi değil de tümel olarak bildiği tezini ileri sürmektedir. İbn Sînâ'nın bu tezi, İslam coğrafyasında saygın bir konumda olan ve görüşleri ile etki değeri son derece fazla olan dönemin dini ilimlerinde otorite kabul edilen Gazzâlî tarafından çok sistemli bir şekilde Mekâsidü'l- felâsife, el Munkizü mine'd-dalâl ve Tehâfütü'l-felâsife adlı eserlerinde eleştirilmiştir. Gazzalî açısından, bir tekili tümel olarak bilmek demek, anlamsız bir cümledir ve bu, Allah, tekilleri bilmez, anlamından başka bir manaya gelmez. Gazzâlî'nin iddiasına göre filozoflar, âlemin kadîm olduğunu, Allah'ın tekilleri bilmediğini ve haşr-i cismânîyi inkâr ettiklerini ileri sürmektedir ki onlar, bu üç görüşleriyle küfre düşmüşlerdir. Bu çalışmamızda biz, birinci el kaynaklara inerek Allah'ın tekillere dair bilgisi sorunuyla ilgili her iki tarafın görüş ve düşüncelerini nesnel bir şekilde ortaya koymaya çalışacağız.
- Taksit Seçenekleri
- Tüm KartlarTaksit SayısıTaksit tutarıGenel ToplamTek Çekim160,00160,00
- Yorumlar
- Yorum yazBu Kitabı Henüz Kimse Yorumlamamış.
