Türk Romanında Kıskançlık Sendromu (1896-1949)

Açıklama

Hayatın hakiki sahnesinde, insanoğlunun başkaları ile olan ilişkilerinde en belirleyici rollerden birini üstlenen ‘'kıskançlık'' duygusu; zaman zaman ani ve beklenmeyen, şaşırtıcı anlarda, en dipteki karanlık durumlardan ortaya çıkmakta ve çarpıcı enstantanelerin görünümüne ışık tutmaktadır. Mitolojiden kutsal kitaplara, sosyolojiden edebiyata, müzikten sinemaya kadar pek çok alanda ele alınan ve bünyesinde birçok hissiyatı barındıran ‘'kıskançlık'' duygusu; belki varoluş serüveni için gizemli bir iksir olabilmekte ama kontrolden çıktığı zaman ise; örseleyici, yıkıcı ve yok edici bir silüete bürünüverebilmektedir. Türk roman yazarları, bu eserlerinde; etkin ve belirleyici duygunun oluşturduğu sendromları, reel gözlem kabiliyetleri ve olayları ele alışlarındaki güçlü entrik kurgu tasarımları ile mevcut romanlarını daima çekici ve cazip kılarak; insanın evrensel hissiyatına objektiflerini yöneltmiş ve okuyucularının karşısına bir toplum bilimci edası ile çıkarak, onları bu düşünce merkezine odaklamayı ve onunla yüzleşmeyi başarmışlardır.
%30
40,00TL
28,00TL
Kazancınız : 12,00TL

Stokta yok

Kitap Ayrıntıları

Stok Kodu
:
9786257305105
Boyut
:
135-210-0
Sayfa Sayısı
:
198
Baskı
:
1
Basım Tarihi
:
2021-04-01
Kapak Türü
:
Karton
Kağıt Türü
:
Kitap Kağıdı
Dili
:
Türkçe
9786257305105
246392
Türk Romanında Kıskançlık Sendromu (1896-1949)
Türk Romanında Kıskançlık Sendromu (1896-1949)
28
Hayatın hakiki sahnesinde, insanoğlunun başkaları ile olan ilişkilerinde en belirleyici rollerden birini üstlenen ‘'kıskançlık'' duygusu; zaman zaman ani ve beklenmeyen, şaşırtıcı anlarda, en dipteki karanlık durumlardan ortaya çıkmakta ve çarpıcı enstantanelerin görünümüne ışık tutmaktadır. Mitolojiden kutsal kitaplara, sosyolojiden edebiyata, müzikten sinemaya kadar pek çok alanda ele alınan ve bünyesinde birçok hissiyatı barındıran ‘'kıskançlık'' duygusu; belki varoluş serüveni için gizemli bir iksir olabilmekte ama kontrolden çıktığı zaman ise; örseleyici, yıkıcı ve yok edici bir silüete bürünüverebilmektedir. Türk roman yazarları, bu eserlerinde; etkin ve belirleyici duygunun oluşturduğu sendromları, reel gözlem kabiliyetleri ve olayları ele alışlarındaki güçlü entrik kurgu tasarımları ile mevcut romanlarını daima çekici ve cazip kılarak; insanın evrensel hissiyatına objektiflerini yöneltmiş ve okuyucularının karşısına bir toplum bilimci edası ile çıkarak, onları bu düşünce merkezine odaklamayı ve onunla yüzleşmeyi başarmışlardır.
Kapat