Şehir ve Roman

Açıklama

Şehir ve roman, birbirine çeşitli sebep-sonuç ilişkileriyle bağlı iki evrensel olgudur. Roman; yaşam alanları, tarihsel birikimi, sosyal yapısı ve diğer tüm zihniyet unsurlarıyla şehri yansıtırken şehir de barındırdığı çeşitli mekân görüntüleri ile edebî muhayyilenin ihtiyaç duyduğu ruh iklimini, ham materyal olarak romana sunar. Dolayısıyla şehrin rengi, dokusu, mimarisi, dili ve üslûbu; belirli bir kompozisyon dâhilinde, dilin sınırlılıkları ve kurmacanın izin verdiği olanaklar ölçüsünce romana yansır. Şehir ve unsurları değiştikçe edebî eser bu değişimlere paralel ölçütlerde yeni olanaklara başvurur. Değişim olgusunun dönüşüm aşamasına gelerek asgari müştereklerin ötesine geçmesi ise şehirde köklü yeniliklerin oluşumuna zemin hazırlar. Şehrin kimliğinde, maddî ve manevî değerlerinde yitime neden olan bu sorun, edebiyata bir arayış metaforu olarak yansır. Sanatçı, artık, kaybedilmiş medeniyetin, “kaptırılmış ideal”in, elinden alınmış arzu nesnelerinin ya da değişmeden kalmış maddî ve manevî değerlerin peşinde bir iz sürücüdür. Bu kitap, Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Türk romanında şehre dönük arayış metaforlarını irdelemektedir. Şemsettin Sami'den Yakup Kadri Karaosmanoğlu'na, Ahmet Mithat Efendi'den Ahmet Hamdi Tanpınar'a uzanan çizgide kimi zaman romanın şehre düşen gölgesini, kimi zaman şehrin romana yansıyan görüntülerini araştırmaktadır.
%30
891,00TL
623,70TL
Kazancınız : 267,30TL

Ortalama Temin süresi 5 gündür.

Kitap Ayrıntıları

Stok Kodu
:
9786059279994
Boyut
:
130-210-
Sayfa Sayısı
:
528
Baskı
:
1
Basım Tarihi
:
2025-01-10
Kapak Türü
:
Karton
Kağıt Türü
:
Kitap Kağıdı
Dili
:
Türkçe
9786059279994
2795345
Şehir ve Roman
Şehir ve Roman
623.7
Şehir ve roman, birbirine çeşitli sebep-sonuç ilişkileriyle bağlı iki evrensel olgudur. Roman; yaşam alanları, tarihsel birikimi, sosyal yapısı ve diğer tüm zihniyet unsurlarıyla şehri yansıtırken şehir de barındırdığı çeşitli mekân görüntüleri ile edebî muhayyilenin ihtiyaç duyduğu ruh iklimini, ham materyal olarak romana sunar. Dolayısıyla şehrin rengi, dokusu, mimarisi, dili ve üslûbu; belirli bir kompozisyon dâhilinde, dilin sınırlılıkları ve kurmacanın izin verdiği olanaklar ölçüsünce romana yansır. Şehir ve unsurları değiştikçe edebî eser bu değişimlere paralel ölçütlerde yeni olanaklara başvurur. Değişim olgusunun dönüşüm aşamasına gelerek asgari müştereklerin ötesine geçmesi ise şehirde köklü yeniliklerin oluşumuna zemin hazırlar. Şehrin kimliğinde, maddî ve manevî değerlerinde yitime neden olan bu sorun, edebiyata bir arayış metaforu olarak yansır. Sanatçı, artık, kaybedilmiş medeniyetin, “kaptırılmış ideal”in, elinden alınmış arzu nesnelerinin ya da değişmeden kalmış maddî ve manevî değerlerin peşinde bir iz sürücüdür. Bu kitap, Tanzimat'tan Cumhuriyet'e Türk romanında şehre dönük arayış metaforlarını irdelemektedir. Şemsettin Sami'den Yakup Kadri Karaosmanoğlu'na, Ahmet Mithat Efendi'den Ahmet Hamdi Tanpınar'a uzanan çizgide kimi zaman romanın şehre düşen gölgesini, kimi zaman şehrin romana yansıyan görüntülerini araştırmaktadır.
Kapat