Post–Avrupa

Açıklama

Son iki yüz yıldır felsefi bir kavram haline gelen ve bir üstünlük aracına dönüşen
"Avrupa"nın bugün artık aynı anlamı taşıyamadığı aşikâr. Savaşlar, sömürgecilik
deneyimleri, krizler, soykırımlar, göçmen politikaları, artan ulusçuluklar ve ortak
bir dünyadan söz ettiren teknoloji… Yuk Hui klasik anlamıyla Avrupa'nın artık
olamayacağını hatırlatarak bizi Avrupa sonrası bir durumu düşünmeye davet
ediyor. Teknolojinin de artık "Avrupalı" sayılamayacağı tekno-ekonomik dönüşümle
şekillenen bu gezegenleşmiş dünya karşısında yurtsuzluk ve yuvaya dönüş özlemini
yazar yeniden ele alıyor. Tüm bu tekno-ekonomik manzarada düşüncenin
bireyleşmesi için nasıl bir zemin inşa edilebileceğini tartışıyor.
Teknoloji felsefesinin önde gelen isimlerinden Yuk Hui, dünyanın mevcut
homojenleşmiş gezegensel haline Heidegger, Jan Patočka, Derrida, Bernard Stiegler
ve Gilbert Simondon gibi düşünürlerin penceresinden bakıyor. Fakat bununla da
yetinmeyerek Kitaro Nishida ve Mou Zongsan gibi Asyalı felsefecilerle Doğu ve Batı
arasındaki basmakalıp karşıtlıkları yıkıyor. Düşüncenin bireyleşmesi meselesiyle
Avrupa sonrasında "Asya Nedir?" sorusuna bir cevap arıyor.
Emre Şan'ın Türkçe çeviri için kaleme aldığı önsözün de eşlik ettiği elinizdeki eser,
sermaye, tüketimcilik, dijitalleşme ve tekno-bilimin bize sunduğu düzleştirilmiş
gezegende, insanın kaçamayacağı varoluşsal yurtsuzluk meselesine dikkat
kesilmemizi sağlıyor. Avrupa'nın tahakküm ettiği ve yerelliklerin yok sayıldığı bir
dünyada homojenleşmenin faturasını görünür kılarak ve bundan sonrasını
düşünerek, düşüncenin bireyleşmesini yeni ve spekülatif bir felsefi mecra olarak
konumlandırıyor.
%20
300,00TL
240,00TL
Kazancınız : 60,00TL

Kitap Ayrıntıları

Stok Kodu
:
9786255848956
Boyut
:
125-195-
Sayfa Sayısı
:
192
Baskı
:
1
Basım Tarihi
:
2026-07
Çeviren
:
Burak Çakır
Kapak Türü
:
Karton
Kağıt Türü
:
Kitap Kağıdı
Dili
:
Türkçe
9786255848956
3632955
Post–Avrupa
Post–Avrupa
240
Son iki yüz yıldır felsefi bir kavram haline gelen ve bir üstünlük aracına dönüşen
"Avrupa"nın bugün artık aynı anlamı taşıyamadığı aşikâr. Savaşlar, sömürgecilik
deneyimleri, krizler, soykırımlar, göçmen politikaları, artan ulusçuluklar ve ortak
bir dünyadan söz ettiren teknoloji… Yuk Hui klasik anlamıyla Avrupa'nın artık
olamayacağını hatırlatarak bizi Avrupa sonrası bir durumu düşünmeye davet
ediyor. Teknolojinin de artık "Avrupalı" sayılamayacağı tekno-ekonomik dönüşümle
şekillenen bu gezegenleşmiş dünya karşısında yurtsuzluk ve yuvaya dönüş özlemini
yazar yeniden ele alıyor. Tüm bu tekno-ekonomik manzarada düşüncenin
bireyleşmesi için nasıl bir zemin inşa edilebileceğini tartışıyor.
Teknoloji felsefesinin önde gelen isimlerinden Yuk Hui, dünyanın mevcut
homojenleşmiş gezegensel haline Heidegger, Jan Patočka, Derrida, Bernard Stiegler
ve Gilbert Simondon gibi düşünürlerin penceresinden bakıyor. Fakat bununla da
yetinmeyerek Kitaro Nishida ve Mou Zongsan gibi Asyalı felsefecilerle Doğu ve Batı
arasındaki basmakalıp karşıtlıkları yıkıyor. Düşüncenin bireyleşmesi meselesiyle
Avrupa sonrasında "Asya Nedir?" sorusuna bir cevap arıyor.
Emre Şan'ın Türkçe çeviri için kaleme aldığı önsözün de eşlik ettiği elinizdeki eser,
sermaye, tüketimcilik, dijitalleşme ve tekno-bilimin bize sunduğu düzleştirilmiş
gezegende, insanın kaçamayacağı varoluşsal yurtsuzluk meselesine dikkat
kesilmemizi sağlıyor. Avrupa'nın tahakküm ettiği ve yerelliklerin yok sayıldığı bir
dünyada homojenleşmenin faturasını görünür kılarak ve bundan sonrasını
düşünerek, düşüncenin bireyleşmesini yeni ve spekülatif bir felsefi mecra olarak
konumlandırıyor.
Kapat