İlk Dönem İslam Tarihinde Bedevi Zihniyeti ve Yansımaları
Açıklama
İslam tarihinde siyasi, sosyal ve dinî hadiselerin doğru bir şekilde okunması ve bu okuma sırasında olayların merkezinde yer alan şahısların sosyo-psikolojik yapılarının iyi bilinmesi son derece önem arz etmektedir. İslam Tarihi alanında okumalar yaptığımızda sıkça gördüğümüz kavramlardan biri olan “bedevi”, neredeyse ilk dönem İslam tarihinde meydana gelen birçok olayın merkezinde yer almaktadır. Durum böyle olunca bedevinin sosyo-psikolojik yapısını yani bedevi zihniyetini bilmek son derece önem arz etmektedir. Zira bu zihniyet; kabilecilik, bireyselcilik, pragmatizm ve düşüncede yüzeysellik gibi karakteristik vasıflarıyla ilk dönem İslam tarihinin şekillenmesinde ve sonraki dönemlere tevarüs eden siyasi- dinî anlayışların zemin bulmasında ya doğrudan ya da dolaylı yoldan etkili olmuştur. Bu çalışmada, Hz. Peygamber ve Dört Halife dönemindeki siyasi, sosyal ve dinî hadiselerin arkasındaki itici güçlerden biri olan bedevi zihniyeti tarihî süreç içerisinde ele alınmış; bu zihniyetin karakteristik özellikleri ile bu özelliklerin tarihsel kırılma noktalarındaki tezahürleri incelenmiştir. Bu çerçevede; Ridde Hareketleri, Hz. Osman'ın şehadeti, Sıffîn Savaşı ve Hariciliğin doğuşu başta olmak üzere İslam toplumunu sarsan büyük hadiseler, bedevi zihniyeti üzerinden değerlendirilmiştir. Bunun yanında, bedevi kabilelerin İslam'ın yayılma sürecinde askerî bir güç olarak oynadıkları rol ile merkezî otoriteye karşı sergiledikleri direnç arasındaki paradoksal ilişki ele alınmıştır. Araştırmada, başta klasik İslam tarihi kaynakları, tefsir ve hadis literatürü olmak üzere konuya dair temel eserlerden istifade edilmiş olup rivayetler, tarihî bağlamı, dönemin şartları ve sosyolojik değer yargıları dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler, bedeviliğin, yalnızca fiziksel bir göçebelik veya mekânsal bir durum olarak açıklanamayacağını; aksine mekândan bağımsız bir “zihinsel durum” olarak şehir hayatında ve siyasi kurumlarda da varlığını sürdürdüğünü göstermektedir. Dolayısıyla ilgili dönemde bedevi zihniyetinin yansımalarının incelenmesi hem İslam medeniyetinin dil ve kültür sahasındaki teşekkül sürecinin hem de bugün hâlâ devam eden pek çok tartışmanın kökenini teşkil eden Arap zihniyetinin daha doğru anlaşılmasına önemli katkılar sunmaktadır.
9786258724998
3632701
https://www.benlikitap.com/urun/ilk-donem-islam-tarihinde-bedevi-zihniyeti-ve-yansimalari
İlk Dönem İslam Tarihinde Bedevi Zihniyeti ve Yansımaları
160
İslam tarihinde siyasi, sosyal ve dinî hadiselerin doğru bir şekilde okunması ve bu okuma sırasında olayların merkezinde yer alan şahısların sosyo-psikolojik yapılarının iyi bilinmesi son derece önem arz etmektedir. İslam Tarihi alanında okumalar yaptığımızda sıkça gördüğümüz kavramlardan biri olan “bedevi”, neredeyse ilk dönem İslam tarihinde meydana gelen birçok olayın merkezinde yer almaktadır. Durum böyle olunca bedevinin sosyo-psikolojik yapısını yani bedevi zihniyetini bilmek son derece önem arz etmektedir. Zira bu zihniyet; kabilecilik, bireyselcilik, pragmatizm ve düşüncede yüzeysellik gibi karakteristik vasıflarıyla ilk dönem İslam tarihinin şekillenmesinde ve sonraki dönemlere tevarüs eden siyasi- dinî anlayışların zemin bulmasında ya doğrudan ya da dolaylı yoldan etkili olmuştur. Bu çalışmada, Hz. Peygamber ve Dört Halife dönemindeki siyasi, sosyal ve dinî hadiselerin arkasındaki itici güçlerden biri olan bedevi zihniyeti tarihî süreç içerisinde ele alınmış; bu zihniyetin karakteristik özellikleri ile bu özelliklerin tarihsel kırılma noktalarındaki tezahürleri incelenmiştir. Bu çerçevede; Ridde Hareketleri, Hz. Osman'ın şehadeti, Sıffîn Savaşı ve Hariciliğin doğuşu başta olmak üzere İslam toplumunu sarsan büyük hadiseler, bedevi zihniyeti üzerinden değerlendirilmiştir. Bunun yanında, bedevi kabilelerin İslam'ın yayılma sürecinde askerî bir güç olarak oynadıkları rol ile merkezî otoriteye karşı sergiledikleri direnç arasındaki paradoksal ilişki ele alınmıştır. Araştırmada, başta klasik İslam tarihi kaynakları, tefsir ve hadis literatürü olmak üzere konuya dair temel eserlerden istifade edilmiş olup rivayetler, tarihî bağlamı, dönemin şartları ve sosyolojik değer yargıları dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler, bedeviliğin, yalnızca fiziksel bir göçebelik veya mekânsal bir durum olarak açıklanamayacağını; aksine mekândan bağımsız bir “zihinsel durum” olarak şehir hayatında ve siyasi kurumlarda da varlığını sürdürdüğünü göstermektedir. Dolayısıyla ilgili dönemde bedevi zihniyetinin yansımalarının incelenmesi hem İslam medeniyetinin dil ve kültür sahasındaki teşekkül sürecinin hem de bugün hâlâ devam eden pek çok tartışmanın kökenini teşkil eden Arap zihniyetinin daha doğru anlaşılmasına önemli katkılar sunmaktadır.
- Taksit Seçenekleri
- Tüm KartlarTaksit SayısıTaksit tutarıGenel ToplamTek Çekim160,00160,00
- Yorumlar
- Yorum yazBu Kitabı Henüz Kimse Yorumlamamış.
