Havanın Unutuluşu;Martin Heidegger ve Varlığın Soluğu

Açıklama

Varlık neden çoğunlukla toprak, ışık ya da ses üzerinden düşünülürken hava, felsefi düşüncenin dışında bırakılır? Luce Irigaray, Havanın Unutuluşu adlı bu çalışmasında Batı metafiziğinin temel kör noktalarından birine işaret eder: varlığın, düşüncenin ve mevcudiyetin sessiz ama vazgeçilmez koşulu olan havanın sistematik biçimde ihmal edilmesi. Irigaray, Heidegger'in “varlığın unutuluşu” kavramını yeniden ele alarak, bu unutuluşun aynı zamanda havanın, nefesin ve akışkan olanın dışlanması anlamına geldiğini ileri sürer. Pre-Sokratik düşünceden Heidegger'e uzanan felsefi hat üzerinde; açıklık, mevcudiyet ve kayran gibi kavramlar irdelenirken, metafiziğin katı zeminler, sınırlar ve kapalı çemberler üzerine kurulu yapısı eleştirel bir sorgulamaya tabi tutulur. Havanın, yalnızca bir doğa unsuru değil; düşünmenin, konuşmanın, bedenliliğin ve birlikte-var-olmanın maddi koşulu olarak kavramsallaştırıldığı bu çalışma, felsefeyi soyut kavramlarla sınırlamayan bir düşünme tarzı önerir. Bu yönüyle Havanın Unutuluşu, varlık felsefesini yaşamsal, bedensel ve maddi bir açıklığa taşımak isteyen okurlar için sarsıcı ve ufuk açıcı bir metin olarak karşımıza çıkar.
%25
320,00TL
240,00TL
Kazancınız : 80,00TL

Ortalama Temin süresi 5 gündür.

Kitap Ayrıntıları

Stok Kodu
:
9786255695611
Boyut
:
135-210-
Sayfa Sayısı
:
168
Baskı
:
1
Basım Tarihi
:
2026-01-05
Çeviren
:
Gülşah Ünal
Kapak Türü
:
Karton
Kağıt Türü
:
Kitap Kağıdı
Dili
:
Türkçe
9786255695611
3324393
Havanın Unutuluşu;Martin Heidegger ve Varlığın Soluğu
Havanın Unutuluşu;Martin Heidegger ve Varlığın Soluğu
240
Varlık neden çoğunlukla toprak, ışık ya da ses üzerinden düşünülürken hava, felsefi düşüncenin dışında bırakılır? Luce Irigaray, Havanın Unutuluşu adlı bu çalışmasında Batı metafiziğinin temel kör noktalarından birine işaret eder: varlığın, düşüncenin ve mevcudiyetin sessiz ama vazgeçilmez koşulu olan havanın sistematik biçimde ihmal edilmesi. Irigaray, Heidegger'in “varlığın unutuluşu” kavramını yeniden ele alarak, bu unutuluşun aynı zamanda havanın, nefesin ve akışkan olanın dışlanması anlamına geldiğini ileri sürer. Pre-Sokratik düşünceden Heidegger'e uzanan felsefi hat üzerinde; açıklık, mevcudiyet ve kayran gibi kavramlar irdelenirken, metafiziğin katı zeminler, sınırlar ve kapalı çemberler üzerine kurulu yapısı eleştirel bir sorgulamaya tabi tutulur. Havanın, yalnızca bir doğa unsuru değil; düşünmenin, konuşmanın, bedenliliğin ve birlikte-var-olmanın maddi koşulu olarak kavramsallaştırıldığı bu çalışma, felsefeyi soyut kavramlarla sınırlamayan bir düşünme tarzı önerir. Bu yönüyle Havanın Unutuluşu, varlık felsefesini yaşamsal, bedensel ve maddi bir açıklığa taşımak isteyen okurlar için sarsıcı ve ufuk açıcı bir metin olarak karşımıza çıkar.
Kapat