Ed-Dürûsü’d-Dîniyye

Açıklama

Ezher şeyhlerinden Muhammed Mustafa el-Merâgî (1881-1945 yılları arasında yaşamıştır. Hayatı boyunca İslam hukukunun adil bir şekilde uygulanması ve eğitim seviyesinin yükseltilmesi için köklü reformlara imza atmış, vakarlı bir ilim ve eylem adamıdır. Merâgî'nin Hicri 1356 yılının Ramazan aylarında verdiği vaazlardan oluşan "ed-Dürûsü'd-Dîniyye" adlı bu eser, İslam ümmetinin içinde bulunduğu gerilemeyi ve zillet halini cesurca tahlil etmektedir. Merâgî'ye göre toplumların helakine ve geri kalmışlığına sebep olan etkenlerin temelinde cimrilik, ahde vefasızlık, körü körüne taklit ve tefrika yatmaktadır. O, yegâne kurtuluş reçetesi olarak Müslümanları ırk, mezhep ve meşrep taassubunu bir kenara bırakarak "vahdet" şuurunda toplanmaya ve aralarındaki ihtilafları Kur'an ile Sünnet'in hakemliğinde çözmeye davet etmektedir. İslam'ın hakiki bir hürriyet ve medeniyet dini olduğunu, imanın sadece dilde bir iddia olarak kalmayıp doğrudan salih amele ve toplumsal ahlaka dönüşmesi gerektiğini vurgulayan bu eser, günümüz okuruna yönelik çok güçlü bir uyanış çağrısıdır.
%20
140,00TL
112,00TL
Kazancınız : 28,00TL

Kitap Ayrıntıları

Stok Kodu
:
9786259288130
Boyut
:
135-215-
Sayfa Sayısı
:
126
Baskı
:
1
Basım Tarihi
:
2026-08-08
Çeviren
:
Abdullah Zübeyr Büyüksoylu
Kapak Türü
:
Karton
Kağıt Türü
:
Kitap Kağıdı
Dili
:
Türkçe
9786259288130
3767187
Ed-Dürûsü’d-Dîniyye
Ed-Dürûsü’d-Dîniyye
112
Ezher şeyhlerinden Muhammed Mustafa el-Merâgî (1881-1945 yılları arasında yaşamıştır. Hayatı boyunca İslam hukukunun adil bir şekilde uygulanması ve eğitim seviyesinin yükseltilmesi için köklü reformlara imza atmış, vakarlı bir ilim ve eylem adamıdır. Merâgî'nin Hicri 1356 yılının Ramazan aylarında verdiği vaazlardan oluşan "ed-Dürûsü'd-Dîniyye" adlı bu eser, İslam ümmetinin içinde bulunduğu gerilemeyi ve zillet halini cesurca tahlil etmektedir. Merâgî'ye göre toplumların helakine ve geri kalmışlığına sebep olan etkenlerin temelinde cimrilik, ahde vefasızlık, körü körüne taklit ve tefrika yatmaktadır. O, yegâne kurtuluş reçetesi olarak Müslümanları ırk, mezhep ve meşrep taassubunu bir kenara bırakarak "vahdet" şuurunda toplanmaya ve aralarındaki ihtilafları Kur'an ile Sünnet'in hakemliğinde çözmeye davet etmektedir. İslam'ın hakiki bir hürriyet ve medeniyet dini olduğunu, imanın sadece dilde bir iddia olarak kalmayıp doğrudan salih amele ve toplumsal ahlaka dönüşmesi gerektiğini vurgulayan bu eser, günümüz okuruna yönelik çok güçlü bir uyanış çağrısıdır.
Kapat